31 Mart 2015 Salı

Burası Her Gün Ayrı Bi Canın Yandığı Yer TÜRKİYE.. :(

Burası Türkiye.. Evet  her gün hangi yeni saçmalığın yaşanacağının belli olmadığı yer.. Her gün acaba bugün hangi olay olacak ve hangi saçma nedenlerle olayla ilgisi olmayanların canı yanacak diye düşündüğümüz yer burası..

Bugün gene birinin canı yandı aslında birinin değil kocaman bi ailenin canı yandı.. Peki neden..? Beyni hunharca yıkanmış ve ne yaptığını düşünemeyen insan artığı kişilerin diğer insan artığı kişilerce aldıkları emirler yüzünden..

İnsanların körü körüne bağlılıkları ne kadar da acı sonuçlara gebe.. İnsan ki en yüce varlık olarak yaratıldı.. Dünya ayaklarının altına serildi.. Ama insan naptı bu dünyanın içine etti..

Ne yani  bi dava uğruna bu ülkeyi bölmenin kardeşi kardeşe vurdurmanın ne anlamı var ki.. O kadar indi aşağılara insan.. O  kadar mı reziliz artık.. Madem senin olayın Berkin Elvan o zaman neden babasına kulak vermedinde görevini yapmaya çalışan ve olayı yapmayan birinin kafasına sıktın.. Senin şerefin namusun bu kadar mı bu kadar azmı..? Gözle bile görülemeyen.. 

Osmanlı gibi bi geçmişe sahip olupta Türkiye gibi bi memlekette bulunupta halen ideolojiler çemberine sıkışmış bi ütopyada yaşamak ne kadar kolay geliyor insanlara.. Ha ama sonrada gelip kardeşlikten birlikten bahsediliyor..

Eğer ki İnsanların içine girip onlardan biri olup ardından onların ocaklarını başına yıkacak bi kardeşlikten bahsediyorsanız kusura bakmayın ben düşman olmaya razıyım...

26 Mart 2015 Perşembe

Edebiyatsal Girişimcilik :)



Hep bi umudu olmalı insanın 
Yeri geldiğinde ona tutunmalı
Hep en iyiyi düşünmeli insan
Hatta o kadar iyi olmalı ki Polyanna'yı bile kıskandırmalı
Kendi değerini bilip kendine kendi gibi davranmalı
Nasılsa o olmalı insanları dinleyip karadeliklere esir olmamalı
Yeri geldiğinde ağlamalı yeri geldiğinde susmalı
AMA yeri geldiğinde yapmalı tüm bunları
Hayatının güzelliğini bulmalı
Olumlu düşüncelerini uyandırıp olumsuz düşüncelerini Uyuyan Güzel misali uyutmalı
Keşfedebilmeli 

"Kendi Harikalar Diyarını"

Sokak sokak karış karış dolaşmalı
Hayatının kendine ait olduğunu anlamalı
Anlamalı ki "Mutluluğun peşinden koşmak yerine KENDİ MUTLULUK OLMALI"


22 Mart 2015 Pazar

Yorumsuzum..

Korkuyorum.. Hayatta yaşamak isteyipte kurduğum hayallere olmadık zamanlarda çelme takılmasından korkuyorumm.. Hayatta en mutlu olduğum anlarda birden hayal kırıklıklarımın olmasından korkuyorum..

İçimde en derinde yaşadığım şeyleri sözlere dökersem kaybolacaklarından ve bi daha benim hayat yoluma girmeyeceklerinden korkuyorumm..

Evet bu şekilde hayatta her şeyi kaçırıyorum. Yaşayabilme ihtimalim varken korkularım yüzünden yaşayamadığım anılar defterim doldu da taştı bile.. Ek sayfalar kullanıyorum şimdilerde.. Bi sayfa bi sayfa daha derken hayatımı kaçırıyorum..

Şİmdi diyeceksiniz ki madem bunun farkındasın neden düzeltmiyorsun? Haklısınız düzeltmiyorum daha doğrusu düzeltemiyorum.. Hep bi şeylerin eşiğini gelip geri dönüyorum.. Tam hayallerimin geleceğimin belki de umutlarımın ışığını gördüğüm anda kaçıyorum ordan..

Şimdi de tam o zamanlardan birindeyim aslında.. Yapacağım şey belki hayatımı kökünden değiştirecek belki de yapmam gerekeni yapamayacağım ve pişmanlıklar havuzuma bi damla daha eklenecek ya da anılar defterime fazladan bi sayfa daha eklenecek..

Şimdi bu kararı alma zamanım ve ben kendimi biraz beklemeye aldım..

21 Mart 2015 Cumartesi

Zayıf Nokta..


Evet güvensizim.. En yakınıma bile güvenmekten acizim.. Sanıyormusunuz ki ben çok memnunum..
Hayatta en nefret ettiğim yanım bu durumum... 

Kolay bi konu değil ki bu durum.. İnsanlar bi anda sever bi anda nefret eder hatta bi anda aşık olur ama insanlar bi anda karşısındakine güvenemez ki.. Hele bu insanlar zamanında en yakınları tarafından güven istismarına uğramış ise siz nasıl pat diye onlardan size güvenmesini beklersiniz ki..

Zamanın en derinlerinde belki bi köşe başında belki de bi kafe ortamında ya da kendinden çok güvendiği bi insanın yanında hiç beklemediği anda güveni kırılan cam parçaları misali içine batmış birinden nasıl  bi anda size karşı  güven beklersiniz kii..

Ha haklı olduğunuz yanlar da var aslında.. Mesela kırılıyorsunuz evet ama karşıdakinin sizi kırdığından dolayı yaşadığı üzüntüyü tahmin bile edemezsiniz belki de.. Karşınızdakinin güven sorununu anlamadan ya da anlamak için o kişiyi dinlemeden kırılıyorsunuz.. Evet burda haklısınız..

Peki o insana hiç sordunuz mu.. "Güvenini hangi köşe başında ya da kimin yanında bıraktın..?" diye..Hayatta herkesin bi zayıf noktası vardır.. Evet evet tahmin edersiniz ki Benim de zayıf noktam "GÜVEN"
Çünkü  zamanında bi köşe başında gözden kaybolup gitti benim için "Güven"

18 Mart 2015 Çarşamba

Mutluyum :)


Evet tuhafım bu aralar.. Her zamankinden farklıyım.. Daha bi mutluyum mesela ya da daha bi vurdum duymaz.. Memnunumda bu halimden.. Etrafımdaki herkes bu mutluluğuma bi neden bulma derdinde farklı nedenler ve farklı mutluluklar cennetinde.. Hep aynı cümleler dillerinde "Mutlaka bi nedeni vardır hadi söyle"..

Evet var bi nedeni doğru. Evet evet doğru sadece tahminler yanlış.. Ben zaten mutluydum önceden de.. Ki bi o kadarda neşeli ve vurdum duymaz.. Ne zaman ki çevremdekiler değerlerimi aldı işte o zaman kilitledim mutluluğumu en derine.. Sakladım  öyle bi sakladım ki kavuştum yeni bi kimliğe.. Artık farklıydım.. Daha bi mantıklı daha bi otoriter ya da daha bi somurtkan ve memnuniyetsiz.. Hep "Diğerleri ne der" cümlesi vardı dilimde..

Ta ki onların da benden farksız olduğunu farkedene dek.. Onlar benden daha duyarsız daha düşüncesiz ya da ya da NEYSE..... Bunu farkettikten sonra açtım mutluluğumun kilidini ta en derinde.. Artık içimden geçeni söylüyorum en acımasızında bile.. Artık aklımdan geçeni ya da canımın istediğini yapıyorum her vakitte..

Çünkü zaman zaten çok kısa ne gerek var ki üzülmeye.. Ne gerek var seni düşünmeyenleri düşünmeye..

 Dünya zaten minicik evrende bizse sadece ufacık bi noktayız alemde.. O yüzden mutlu olmamak için hiç bi neden yok bu düzende.. :)

15 Mart 2015 Pazar

Yamalı Bedenler


Herkes tertemiz ve kusursuz ruhların yanında birde tertemiz bedenlerle gelir bu dünyaya.. Bu bize yaratıcının verdiği en büyük nimettir aslında.. Zaman ilerler, zihinler dolup taşar, ruh kirlenir ve bedenler, bedenlerimiz birer yamalı çarşafa döner..

Ruhumuza dokunan her kötü nokta sadece ruhumuzu köreltmez aslında.. Ruhumuza dokunan o her kötü noktada bedenlerimize de birer yama eklenir biz farketmesekte..Üzerimezde hep bu yamaları taşırız.. Gün gelir bu yamaları farkederiz.. O gün bizim miladımız olur..
                                       
                               NEDEN Mİ..?

Güzel soru neden ki acaba..? Çünkü o günden sonra artık yamalarımızı kapatmaya çalışırız da ondan.. Eskisinden daha çok gülümseriz mesela.. Ya da söylemek istediğimiz trilyonlarca sözcük varken sırf kendimizden parça bulduğumuz için söyleyemeyiz.. Bıraksalar galaksiler ötesine haykıracağımız ne varsa içimizde sadece sessiz birer çığlığa dönüşür.. Artık daha çok gösteriş isteriz mesela.. Ve tüm bunların tek bi nedeni vardır: Yamalı Bedenleri saklamak..

Peki bunlarla saklanır mı ki bu yamalar.. Her şey çok güzel olur mu..? ,Bizim görmezden geldiğimiz yamalarımız bizim hayatımızın birer parçası değil midir yani..? 

Aynaların varlığı bunadır aslında.. Her aynanın karşısına geçtiğimizde yamalarımızı görüp bir daha döneriz özümüze bir daha ineriz gerçek benliğimize.. İnsanların gördüğü değil de gerçekte var olan bize.. Ha buna ulaşmakta kolay değildir.. Herkes yapamaz bunu da.. Çünkü kendi benliğine inmeyeli o kadar uzun zaman olmuştur ki.. Orada onu bekleyen bi yamalı bedenin ve yamalı ruhun varlığını unutur oraya ulaşmak için gerekli olan yol işaretlerini unutur.. Sadece dışarıya görünmek istediği kişi olur.. 

Başkaları için kendi ruhunu unutur..

İşte yamalı bedenlerin ilk yaması da budur..


11 Mart 2015 Çarşamba

Kararlar Ülkesinin Kararsızlıklar Halkı

"Kararlar Ülkesine" Hoşgeldiniz Sevgili Kararsızlar..!



Burda herkes kararsızlıklar içinde yaşar.. Güne en güzel planlarını hayata geçirmek için merhaba diyen ancak sürekli araya başka işler koyup planlarının sadece ufak bi parçasını hayata geçirebilen insanlar vardır bu ülkede.. 

Gece olduğunda pişmanlıklarını sıralayıp ertesi sabaha bu pişmanlıklarını telafi etmek için yeniden planlar kuran ve bu umutlarla kendilerini rüyalar alemine bırakan insanların ülkesidir burası..Bu insanlar ertesi sabaha da geceden kurdukları planlarla başlar ve her zaman ki gibi pişmanlık denizinde boğularak bitirirler geceyi..

Bu ülke insanları hayatlarındaki kararları hep ertelerler.. Ve ertelemeler uzadıkça ülkenin çıkmaz sokakları daha da içine sarar bu insanları.. Aslında bu ülkenin insanlara verdiği bi cezadır bu çıkmaz sokaklar..

Ülke insanları onlar farketmeden cezalandırır.. Ülke halkı yani kararsızlıklar halkı ülkedeki Hükümdarın farkında bile değildir.. Başlarına gelen olumsuz olayları hep başkalarına ve başklarının işlerini ertlelemelerine bağlarlar.. Hiç kendi hatalarından ve ertelemelerinden bahsetmez ve kendilerini ülkenin mükemmel halkı olarak kandırırlar.. Halbuki hükümdar her şeyin farkındadır.. 

Bazen Kızgınlıklar Prensi uğrar Hükümdarın yanına ve Hükümdara içindeki kızgınlığı işler.. Hükümdar ülkesini insanların dibine kadar girip çıkamayacağı ve pişmanlıklarını dibine kadar  yaşayabilecekleri çıkmaz sokaklarla donatır.. İnsanlar her gün çıkmaz sokaklarına biraz daha batar ve sonunda hükümdarı hatırlar.. 

Ardından Pişmanlıklar Prensi gelir Hükümdarın yanına.. Anlatır kararsızlıklar halkının çıkmaz sokak serüvenlerini. Hükümdar halkının pişmanlığına üzülür ve kendini hatırlamalarının kafi olduğunu anlar ve affeder halkını... 

Halk eski mutlu günlerine kavuşur ve Hükümdarlarının adını ağızlarından düşürmez olur..Ancak fazla sürmez bu durum ve gene unutulur Hükümdar..

Hiç farkettiniz mi aslında sizde bu ülkenin halkındansınız.. Ve Kararsızlıklar içinde Hükümdarın çıkmaz sokaklarında dolaşmaktasınız.. Çok geç olmadan oturup düşünün çıkmaz sokaklarınız sizi esir almadan Hükümdarın Kararlılık Şatosu üzerinize yıkılmadan kararsızlık halkından ayrılın.. Hayatınızın Çıkmaz Sokaklarının girişini kapatın ve kendi Kararlılık ülkenizi kurun..:)



7 Mart 2015 Cumartesi

Yazmak Yanlızlıkmış Hıh..

"Yazmak Yanlızlıktır." diyorlar. Doğru mu acaba.? İnsan anlatamadığı sözlere dökemediği ne varsa yazamaz mı yani. Bu durum çok mu garip ki..? Halbu ki ben hep yazarım. Aklımdan geçeni, dudağımın ucuna kadar gelipte söze dökemediklerimi, sırf karşımdaki kırılmasın diye kendi kalbimi kıracağımı bile bile söylemediklerimi, kimseye itiraf edemediğm ya da yüzleşemediklerimi...

Ne yani şimdi ben tüm bunları yazıyorum diye yanlız mı oluyorum..? ÖYle mi..? Öyleyse kabul yalnızım.. Ama her şey bununla bitmez ki. Peki yazamadıklarım ne olacak.. Yazmaktan bile korktuğum, kalemi elime her alışımda gözyaşlar denizinde boğulduğum... Yazmayı geçin delicesine haykırmak istediğim de bile sadece içimde sessiz çığlıklara dönüşenlere ne olacak.. Onlar nereye ait peki..? Söze, yazıya ya da duyguya ait değilse nereye aitler.. Bi yerde bu kadar uzun durmaları normal mi ki.? Ben kurtulmak istedikçe benim daha da derinime işlemeleri normal mi yani.?

Tüm bunlar her şeyden biraz biraz alıp daha da büyüdü aslında..Bazen bi dostumun yaptığı yanlıştan bazen çok değer verdiğim birinin bana değer vermemesinden  bazen de belki de çok küçük saçma sapan olaylardan hatta belki hayallerimden.. Ben kurtulmak istedikçe daha da sardılar etrafımı.. Ne yapacağımı bilemedim.. Acaba anlatmalımıydım beni üzenleri.. Yok yok olmazdı ki yapamazdım.. Oyeteneğe sahip biri hiç olmadım.. Peki beni üzenlerden uzaklaşmak çözümmüydü.. Değil di tabi ki..

Denedim hem de çok yol denedim.. Buldumda ilacımı.. Kimseye değer vermeyeceksin. Yeri geldiğinde sende birilerine arkanı dönebileceksin.. 

Şu an mı..? Şu an hmmm Mutluyum galiba :) Evet evet mutluyum.. Bulunduğum yerden, uzak olduğum insanlardan yakınımdaki hatta çok yakınımdaki insanlardan hepsinden hayatımda bulundukları için mutluyum.. :) 

Ve yazıyorum yazmaya da devam edeceğim gün gelecek yazmaya bile korktuğum korkularımı da yazcağım ve işte o gün mutluluğum katlanarak artacak ve ben gene yazmaya devam edeceğim.. Neden mi..?

"Çünkü Benim İçin Hayat Yazıyla Değerli Yazmakla Önemli."